Annem; herkesle denge kurmaya çalışan, pek sinirlenmeyen biri olmasına rağmen benim sigara içtiğimi öğrendiğinde amına kodumun çocuğu diye okkalı bir küfür savurduğunu hatırlıyorum. Babama gelince annemin dinginliğine karşın bir o kadar kabarık bir sinire sahipti; saman alevi derler ya. Ne çok kavga etmiştim evin bütün fertleriyle babamla, ağbimle, kardeşimle, annemle. Ve evet bir de ağbim mevcuttu.
Ağbim; bu adamı neden sevdiğimi bilmiyordum. Sigara ve içkiden başka bir uzmanlık alanı olmadığını sanıyordum üç yıl öncesine kadar; yanılmışım. Yanıldığımı tam üç yıl sonra idrak edebilmiştim. Neşe'nin öldüğü gün ben de vardım cenazesinde, ağbimle büyük bir aşk yaşadıklarını ağbim hiçbir bok anlatmasa bile anlıyordum. Neşe'nin onunla ilgili her sözünde çatlak, tamamlanmamış bir şeyler vardı, o çatlak ağbimin ta kendisiydi. O gün cenazesinde gözünden tek bir damla yaş gelmemişti ağbimin, kimseyle konuşmamıştı, yüzünün ifadesi bile değişmemişti. Tanımasaydım at sanırdım ağbimi. Ayaktaydı, ama ölmüştü.
Dayım; normal şartlar altında bu herife değinmek istemezdim ama çok fırlama bi herif hakkını vermek istedim. Arada misafirliğe gidildiğinde benim de katıldığım nadir insanlardandı o, eşini hiç sevmezdim ama güzel pasta yapardı. Ne zaman dayım olacak adamı ve eşini ziyarete gitsek dayım sabah suyu ısıt minvalinde espriler yapardı ve nedense hep gülerdik ailecek, gerçi hala gülüyoruz.
Belki eriyip giden bir yeri var kafamın henüz keşfedemedim orayı. Neden bunları anlattığımı bilmiyorum, bunlar gerçek mi bilmiyorum. Ama inanmanızı da istemiyorum, sadece eğlenin.
''İyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.''
Gargamel'in tek sorunu, sevgisizlikti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder